|
İŞKENCE İDDİALARINI SORUŞTURMAK DEVLETİN YÜKÜMLÜLÜĞÜDÜR Son zamanlarda, medyaya yansıyan ve ayrıca Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı (KTİHV)’e şikayet olarak intikal eden bilgiler ışığında, Emniyet güçleri tarafından tutuklu bulunan şahıslara yönelik işkence ve insanlık dışı muamele uygulanmasında artış ve hatta sistematikleşme izlenimini gözlenmektedir. Söz konusu şikayetlerde, daha önce KKTC’de pek duyulmayan ve ciddi fiziksel ve ruhsal hasarlar bırakabilecek “yeni” işkence yöntemlerinin de uygulandığı iddiaları da duyulan endişeleri arttırmaktadır. KKTC Cumhuriyet Meclisi tarafından, onaylanarak iç hukukun parçası olarak kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde, ve KKTC Anayasası’nda işkence yasaklanmış olup çağımızda meşru addedilmesi imkansızdır. Her birey işkence görmeme hakkına sahiptir ve bu kural, hukuken ve ahlaken, tutuklu bir şüpheli için de, ve hatta suç işlediği kesinleşen kişi için de geçerlidir. Suçluların tespiti için polis tarafından kullanılması gereken çağdaş araçlar; DNA testi, parmak izi, ayak veya ayakkabı izi, ülkeye giriş çıkışlarda kontrol ve suç bölgesinde yapılan incelemeler gibi tekniklerdir. Bu araç ve yöntemlerde yetersizlik, veya bunları kullanmakta isteksizlik, ilgili polis görevlilerin olayları çözmek için şüpheliden baskı ve işkence ile sözde “gönüllü ifade” almaya yönelmesini haklı kılamaz. Tutuklanan kişilere Polis teşkilatı mensupları tarafından baskı ve şiddet uygulanması kamuoyu tarafından içselleşmemelidir. Her şüphelinin susma hakkı ve dolayısıyla ifade vermeme hakkı vardır. Belirli koşullar nedeniyle devlet adına polis tarafından özgürlüğü kısıtlanmış kişiler için de bu hakkın geçerli olduğu, tutuklu da olsa, zanlı da olsa hatta suçlu da olsa, insanca muamele görme hakkı istisnasız olarak herkesin hakkı olduğunu bireyler de yetkililer de göz ardı etmemelidir. İşkence yasağı sadece işkence yapmama anlamına gelmeyip, devlete, işkencenin varlığına ilişkin herhangi bir iddianın veya şüphenin varlığı durumunda bağımsız bir şekilde soruşturma görevini de yüklemektedir. İşkencenin soruşturulması sadece polisin kendi iç düzeni içerisinde bir disiplin suçu olarak kendi kendini soruşturmasından öte, kamuya karşı işlenmiş bir suç olan işkencenin ceza hukuku çerçevesinde cezalandırılmasını da gerektirmektedir. Dolayısıyla bu konudaki iddialara ciddiyetle eğilmek gerekir çünkü bir tutukluya görevli bir polis memuru tarafından zarar gelirse, ya da tutuklu kendi kendine bile zarar verirse bunun sorumlusu yine polis, yani devlettir. Bu nedenle, yapılan bir şikayete karşı yetkililer “kendi kendine zarar verdi” veya “bunlar avukatının uydurmaları olabilir” gibi geçiştirmelerle değil, ciddi bir soruşturma yapıp bunu kamuoyu ile paylaşarak cevap vermelidir. Polisin sorgulama yöntemi olarak işkencenin kullanılması uluslararası ve ulusal mevzuata aykırı olmasına ilaveten, kişileri baskı ve işkence ile ifade vermeye zorlamanın farklı ve tehlikeli boyutları da vardır. Bir kişiye iradesini kıracak kadar kötü muamele yapıldığı durumlarda, bundan kurtulmak için, o kişi aslında işlemediği suçu dahi kabul edebilecek duruma gelebilir. O zaman hem işlemediği suçtan dolayı birey cezalandırılmış olur hem de ilgili suçun gerçek faili bulunmamış olur. Emniyet güçlerinin başlıca görevleri suçları önlemek ve işlenen suçları aydınlatmak iken, bu görevlerini suç işleyerek yaptıkları hususunda toplumda bir şüphe dahi uyanması gerek bu kurumların saygınlığına gerekse toplum sağlığına son derecede zarar verir. KTİHV olarak bu konulardaki iddiaların ve gelişmelerin takipcisi olacağız ve kendi bünyemizde dönem dönem hazırladığımız rapor ve değerlendirmeleri kamuoyu ile paylaşacağız. Gelinen aşamada, polis yetkililerinin ve polisin bağlı olduğu askeri yetkililerin suç olaylarının çözülmesi için, uzmanlık bölümlerinin geliştirmeleri gerekmektedir. Diğer taraftan, işkencenin kanıtlanması için tıbbi uzmanların yetiştirilmesi ve işkence mağdurlarına destek sağlanması için ivedi bir şekilde adımlar atılması ve işkencenin ortaya çıkması için bağımsız soruşturmaların yürütülmesi devletin başlıca görevleri arasındadır. KTİHV olarak işkencenin önelenmesi amacıyla işkence vakalarının takipçisi olacağımızı ve işkence vakalarının bir an önce bağımsız bir şekilde soruşturulması gerektiğini önemle vurgulamak isteriz.
|