Top Module Empty
Anasayfa arrow Basın Açıklamaları arrow M.H Başkanı arrow Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, mülkiyet ve kayıplar konularında açıklama yaptı
Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, mülkiyet ve kayıplar konularında açıklama yaptı PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 08 Temmuz 2006

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Emine Erk, Mal Tazmin Komisyonu'na giderek daha çok Rum'un başvurmasının Kıbrıs Rum yönetiminin çözümsüzlüğü körükleyen temel politikaları ve dayanaklarını derinden sarstığını, bunun yarattığı endişe ve saldırganlığın ise Kıbrıs Rum liderliği ve bu liderliğin yarattığı iklimden etkilenen toplum bireylerinin, iki toplumu birbirinden uzaklaştıran kışkırtıcı söz ve davranışlarını artırdığını belirtti. Bunlar karşısında Kıbrıs Türk liderliğinin söyleminin de daha sert bir hal almakta olduğuna işaret eden Erk, çözüm yolunda en çok diyaloga ihtiyaç duyulan bu günlerde, tüm adaya zarar veren bir tırmanış görüldüğünü ifade etti. Erk, "Adadaki olumsuz tırmanışı durdurmak için, her iki tarafın mülkiyet konusundaki uygulamalarda, kendi toplumunu düşündüğü kadar, eninde sonunda ortağı olacak diğer toplumun ihtiyaç ve hassasiyetlerini de düşünerek hareket etmelerine acil ihtiyaç vardır" dedi.

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Emine Erk, dün yaptığı açıklamada "gündemi bu günlerde çok meşgul eden" "Mülkiyet" ve "Kayıplar" konularındaki gelişmeler hakkındaki Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı'nın değerlendirmelerini ortaya koydu.

Erk, vakfın kayıplar konusundaki değerlendirmesini açıklarken de, girişimleri sonucunda Rum polisinin Taşkent-Terazi kayıplarını evlerinden alıp götürenler hakkında cezai soruşturma başlatıldığını, ayrıca Rum Yüksek Mahkemesi nezdinde açılan 5 idari davanın devam ettiğini duyurdu.

Yakınlaşma yerini gerginlik ve antipatiye bırakıyor

Vakfın "Mülkiyet" konusundaki değerlendirmesini açıklarken, Kıbrıs'taki mülkiyet konusuyla ilgili tüm sorunların, tarafların varacağı nihai ve kapsamlı bir çözümle giderilebileceğini vurgulayan Emine Erk, ancak çözüme giden süreçte de hayatın devam etmekte olduğuna işaret etti, şunları söyledi:

"Bir yandan bireyler, yasal yollara başvurarak mülkiyet haklarını talep ederken, diğer yandan adadaki her iki yönetimin çözümsüzlük koşullarında yarattığı mülkiyet rejimleri çerçevesinde, yasal, sosyal ve ekonomik süreçler ilerlemekte, bütün bu gelişmeler, mülkiyet sorununda yasal karmaşaların oluşmasını hızlandırmakta; 23 Nisan 2003'te sınır kapılarının açılmasıyla iki halk arasında oluşmaya başlayan yakınlaşma ise yerini ciddi gerginlikler ve antipatilere bırakmaktadır."

Tutuklama ve tacizler

Orams ve Hurma davası gibi yasal girişimler sürerken, Rum mallarıyla ilintiler gerekçe gösterilerek, sınırdan geçen kişilerin tutuklanmakta veya taciz edilmekte olduklarına da işaret eden Emine Erk, Kıbrıslı Türklerin, Rum tarafının bu davranışlarını kendilerine ve ihtiyaçları olan ekonomik yaşam yanında insan haklarına karşı da ciddi ve düşmanca bir saldırı saydıklarını kaydetti.

Diğer yandan, Kuzey'de devam eden Rum malları üzerindeki inşaat patlamasının da Kıbrıslı Rumlar tarafından, Kıbrıs sorununda en büyük yara olarak gördükleri mülkiyet haklarına karşı, dürüst olmayan ve çözümü zorlaştıracak saldırı olarak görüldüğünü belirten Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı Emine Erk, şunları ekledi:

Sarper'e yaşatılan kâbusla gözdağı verilmeye çalışılıyor

"Bunun yarattığı tepki ve önlem arayışının bir örneği ise şu an mimar Osman Sarper'in yaşadığı kâbustur. Bu yöntemlerle Kıbrıslı Türklere ve hatta yabancılara gözdağı ve korku verilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu girişimler Kuzey'deki inşaat yatırımlarına karşı caydırıcı etki yaratmak yerine, tüm halk üzerinde saldırı ve tacize uğrama psikolojisi içerisinde antipati ve savunma etkisi yaratıyor."

Mal Tazmin Komisyonu'nun etkisi

Emine Erk açıklamasının devamında, KKTC'de Mal Tazmin Komisyonu'nu kuran yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya uygun bulunmasıyla, Kuzey Kıbrıs'ta mülkiyet haklarının uluslararası hukuka uygun olarak uygulanmasının önünün açıldığını kaydetti. Erk vakfın mülkiyet konusundaki değerlendirmesini şöyle açıkladı:

"Kıbrıslı Türklerin hukuk devleti ve insan hakları anlayışı temelindeki bu tarihi adımı, onları dünyadan izole etmek için, Rum yönetiminin ileri sürdüğü 'insan haklarını çiğneyen bir rejim' ithamını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Uygulamanın yaşama geçmesiyle, Kıbrıs Rum tarafının çok agresif bir şekilde kullandığı bu propaganda silahı da elinden alınmış olacaktır.

Rum yönetimindeki endişe ve saldırganlığın nedeni

Kanımızca, şu an Osman Sarper ve sınırdaki diğer taciz ve tutuklama olaylarında, bu gelişmenin de etkisi olmuştur. Kıbrıslı Rum 'AİHM Yargıcı' Lukaides'in bile katıldığı ve kendi insanlarına karşı komisyona başvurmamaları için yürütülen baskı ve korkutma kampanyasına rağmen, gün geçtikçe artan sayıda Kıbrıslı Rum başvuruda bulunmakta, bu da Kıbrıs Rum yönetiminin çözümsüzlüğü körükleyen temel politikaları ve dayanaklarını derinden sarsmaktadır. Bunun yarattığı endişe ve saldırganlık ise Kıbrıs Rum liderliği ve bu liderliğin yarattığı iklimden etkilenen toplum bireylerinin, iki toplumu birbirinden uzaklaştıran kışkırtıcı söz ve davranışlarını artırmaktadır. Bunlar karşısında Kıbrıs Türk liderliğinin söylemi daha sert bir hal almakta, çözüm yolunda en çok diyaloğa ihtiyacımız olduğu bu günlerde, tüm adaya zarar veren bir tırmanış görülmektedir.

Müstakbel ortağın da hassasiyetleri düşünülmeli

Adadaki olumsuz tırmanışı durdurmak için, her iki tarafın mülkiyet konusundaki uygulamalarda, kendi toplumunu düşündüğü kadar, eninde sonunda ortağı olacak diğer toplumun ihtiyaç ve hassasiyetlerini de düşünerek hareket etmelerine acil ihtiyaç vardır."

Kayıplar konusundaki hareketlilik olumlu

Emine Erk, Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı'nın kayıplar konusundaki değerlendirmelerini de açıkladı. Kayıplar konusunun her iki toplum için "kanayan yara" olmaya devam ettiğini ifade eden Emine Erk, "uzun yıllar taraflarca konunun politize edilmesi nedeniyle etkisiz kalan" Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi'nin yeni hareketliliğini, vakfın da memnuniyetle izlediğini dile getirdi.

Komitenin çalışmasında iki önemli faktör bulunduğunu, birisinin "siyası irade", diğerinin de "finansal kaynak" olduğunu anlatan Erk, şunları ekledi:

"Halen ciddi adımların atılmasında gerekli siyasi iradeyi geç de olsa görmek mümkün... Ancak bu iradenin netice verebilmesi için, ihtiyaç duyulan maddi desteğin, gerek iç gerek dış kaynaklardan verilmesi şarttır. Bu konuda vakfımız, Kıbrıs'a her zaman ilgi gösteren dış ülkeler ve örgütlerden finansman sağlamak için her türlü iş ve güç birliğine hazırdır."

Taşkent-Terazi kayıpları

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı'na kayıplar konusunda gelen yardım talepleri üzerine, Güney Kıbrıs makamlarına şikâyet ve dava taşınmasına katkı koyduklarını hatırlatan Emine Erk, yapılan girişimler neticesinde, Taşkent-Terazi kayıplarını evlerinden alıp götüren kişi veya kişiler hakkında Rum emniyet makamlarınca cezai soruşturma başlatıldığını; ayrıca Rum Yüksek Mahkemesi nezdinde açılan 5 idari davanın da halen devam etmekte olduğunu açıkladı.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 30 Eylül 2006 )
 
< Önceki   Sonraki >
(C)2005 KTIHV. Design by Baba Bilgisayar