Top Module Empty
Anasayfa arrow Etkinlikler arrow Yapılan Etkinlikler arrow 'İnsan Ticareti Arabahmet Kültürevinde Tartışıldı
'İnsan Ticareti Arabahmet Kültürevinde Tartışıldı PDF Yazdır E-posta
Cuma, 07 Ekim 2005

 

--“İNSAN KAÇAKÇILIĞI” ARABAHMET KÜLTÜREVİ’NDE TARTIŞILDI
 --KIBRISLI TÜRK İNSAN HAKLARI VAKFI İLE İSVEÇ ENSTİTÜSÜ’NÜN
  BİRLİKTE DÜZENLEDİĞİ PANELDE FİLM DE GÖSTERİLDİ
--İSVEÇLİ SAVCI VE POLİS, İNSAN KAÇAKÇILIĞI VE FUHUŞA KARŞI
  MÜCADELEDEKİ DENEYİMLERİNİ PAYLAŞTI
--FUHUŞU ÖNLEME ÇABALARINDA ALICILAR ÜZERİNE YOĞUNLAŞMAK
  GEREKTİĞİ VURGULANDI. İSVEÇ’TE ÖNLEM OLARAK, SEKS SATIN
  ALANLARIN DA KAÇAKÇI VE  PAZARLAMACILAR GİBİ SUÇLU SAYILMASI
  SAĞLANDI

Lefkoşa, 8 Ekim 05 (T.A.K.):-Uluslararası bir sorun olarak en gelişmiş ülkelerin bile gündeminin üst sıralarında duran “insan kaçakçılığı”, dün akşam Lefkoşa’da Arabahmet Kültürevi’nde düzenlenen etkinlikte tartışıldı.
Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı ile İsveç Enstitüsü’nün düzenlediği etkinlikte İsveç yapımı insan kaçakçılığını konu alan “Lilja 4 Ever” (Her Zaman Lilya) filmi de gösterildi. İsveçli Savcı Hans İhrman ile kaçakçılık ve fuhuş konularında uzman polis başmüfettişi Thomas Ekman İsveç’teki deneyimlerini paylaştı. Daha sonra Yrd. Doç. Dr. Sevin Uğural “göçmen seks işçileriyle ilgili yasal düzenleme” konulu sunum yaptı. Sosyolog Muharrem Faiz de insan kaçakçılığı sorununu sosyolojik bakışla yorumladı.
İnsan kaçakçılığı konulu etkinliğin açılışında konuşan Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Emine Erk, etkinlik hakkında bilgi verdi ve ilk kez yabancı bir ortakla birlikte etkinlik düzenlemekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.


--“DEMİR PERDENİN ÇÖKÜŞÜNDEN SONRA”--
 Daha sonra konuşan İsveç Büyükelçisi Ingemar Lindahl, insan kaçakçılığının özellikle Demirperde’nin çöküşünden sonra büyük bir problem haline geldiğini, çünkü sınırlardaki kısıtlamaların kalktığını söyledi.
 Lindahl, “Kıbrıs’ta da bu problemin giderek hissedildiğini görüyoruz. Nedeni, büyük paraların dönmesi ve organize suçlar için çekici bir alan oluşturmasıdır” dedi.


 İnsan kaçakçılığıyla mücadele için hem yerel hem de ülkeler arası işbirliği gerektiğini vurgulayan Büyükelçi Ingemar Lindahl, “Benim ülkemde eski dışişleri bakanı, trajik bir şekilde öldürüldü” diye konuştu.


 Lindahl, insan kaçakçılığıyla mücadele projesi çerçevesinde Lilja4 Ever filminin hazırlandığını, Avrupa’da birçok ülkeye resmi ziyaretlerle sorunun çözümüne çalışıldığını, polisin de uğraşlar verdiğini anlattı.


--REIMERS: “KURGUSAL AMA GERÇEĞE DAYANIYOR”--
 İsveç Enstitüsü Proje Yöneticisi Cecilia Reimers de Lilja 4Ever filminin İsveç’te çok iyi tanınan genç yönetmen Lukas Moodysson’un yaptığını belirterek,”Kurgusal bir film ama gerçek olaylara dayanıyor” dedi.
 Litvanya’dan İsveç’e kaçırılan 16 yaşındaki bir kızın başına gelenlerin anlatıldığı filmin birçok ulusal ve uluslararası ödül kazandığını ifade eden Cecilia Reimers, filmin insan kaçakçılığına karşı eğitim çalışmaları çerçevesinde liselerde, üniversitelerde, polis akademisinde ve diğer eğitim kuruluşlarında gösterildiğini bildirdi.


 Konuşmaların ardından annesi sevgilisiyle Amerika’ya giden ve tek başına bırakılan 16 yaşındaki Lilja isimli kızın önce kendi ülkesinde ardından kandırılarak İsveç’e götürülmesiyle seks işçisi olarak sömürülmesini ve başına gelen trajik olayları konu alan Lilja 4 Ever filmi gösterildi.


--SAVCI VE POLİSTEN İSVEÇ DENEYİMLERİ--
 Filmin ardından İsveçli Savcı Hans Ihrman ile İsveç Polisi’nden Başmüfettiş Thomas Ekman, İsveç’te insan kaçakçılığı, fuhuş ve uyuşturucu konusunda yaşananları ve mücadele için neler yaptıklarını anlattı.
 İnsan kaçakçılığının yeni bir suç olarak ortaya çıktığını kaydeden Thomas Ekman, İsveç’te Rusya, Azerbaycan, Estonya, Litvanya, Polonya, Moldovya, Fas, Macaristan gibi ülkelerden gelen kızların kaçakçılar tarafından fuhşa zorlandığını anlattı.


 Ekman, polisi bu konuda eğitirken Lilja 4 Ever filmini de kullandıklarını ve bin polisi eğittiklerini kaydederek, broşür hazırladıklarını, insanları böyle durumlarda nelerden şüphelenmeleri gerektiği konusunda bilgilendirdiklerini söyledi.


 Ekman, insan kaçakçılığının altında büyük paralar döndüğüne işaret ederek, kaçırılan kızların İsveç’te günde 5-15 erkekle birlikte olmaya zorlandığını, geçtiğimiz haziranda Ankara’da katıldığı konferansta Türk meslektaşlarından bir kızın günde 40 erkeğe satıldığını öğrendiğini kaydetti ve bunun gönüllü olamayacağını vurguladı.


 Başmüfettiş Ekman, fuhuş yaptırılan kızların pazarlanma yöntemleri hakkında bilgi verirken, internetin, yerel gazetelerin kullanıldığını kaydederek, arz ve talebin ardındaki kişileri saptamak için çalıştıklarını ifade etti. Polisin de zorluklarla karşılaştığını kaydeden Ekman, “’Ben polisim, seni kurtaracağım’ demek kolay değil” diye konuştu.


 İnsan kaçakçılığını önlemek için İsveç’te “seks satın almanın suç sayılmasını” sağladıklarını belirten Thomas Ekman, kızları satın alanların da kaçakçılar ve pazarlamacılar gibi suçlu olduğunu vurguladı.


--MEDYANIN ODAKLANMASI--
 Medyanın kızlar üzerine çok odaklandığını ve “13 yaşındaki kız seks satıyor” gibi başlıklar attığını kaydeden Ekman “Ben olsam bu başlığı ‘erkekler 13 yaşındaki kızdan seks satın alıyor’ diye atardım” dedi.
 Thoman Ekman “Ofisimizde oturup Lilja’ların gelmesini bekleyemeyiz. Bizim Lilja’yı bulmamız lazım ve bunun için de çok sıkı çalışmalıyız” diye konuştu. Ekman, fuhuş yapan kadınların çok kötü ortamlarda bulunduğunu, şiddete maruz kaldığını, kendi aralarında da rekabet yaşadığını anlattı.


--“TOPLUM DA GÖRMELİ”--
 Savcı Hans Ihrman, insan kaçakçılığı ve fuhşa karşı polisin ne kadar etkili olursa olsun, yeterli olamayacağına işaret ederek, “Toplum da işaretleri görmeli” dedi.


 Kadınların şiddete maruz kaldığını vurgulayan Ihrman, satılan kızların da “para kazanacaksın” diye kandırıldığını, ancak çoğu zaman onlara hiç para verilmediğini, insan kaçakçılığının uyuşturucudan daha kârlı olduğunu anlattı.
 Sorunu çözmek için ya doğrudan müdahale ya da ileriye dönük proaktif yöntem (uzun süreli gözlem, bilgi toplama) uyguladıklarını kaydeden Hans Ihrman, fuhuşta kullanılan kızların şiddetle korkutulduğunu, ancak vücutlarında iz kalmasın diye psikolojik yöntemlerin kullanıldığını belirtti.


--LİSANİLER: “TOPLUM ÇOK DA FARKINDA DEĞİL”--
 Ihrman ve Ekman’ın sunumlarından sonra panel yöneticisi Yrd. Doç. Dr. Fatma Güven Lisaniler, son zamanlarda insan kaçakçılığının Kıbrıs’ın da gündemine girdiğine işaret etti ve Karpaz açıklarında batan mülteci teknesinde ölenleri hatırlattı.
 Toplumun, kaçakçılık mağdurlarının çok da farkında olmadığını belirten Lisaniler, Kuzey Kıbrıs’taki gece kulüpleriyle ilgili yaptıkları araştırmanın Yrd. Doç. Dr. Sevin Uğural tarafından sunulacağını söyledi.


 Lisaniler, gece kulüplerinde fuhuş yapıldığını kimsenin kabul etmediğini belirterek, toplumun da buraları ahlaki algılamak istediğini, aslında herkesin gerçeği bildiğini ama seslendirmediğini ifade etti.


--UĞURAL: “KADINLAR BASKIYLA ÇALIŞTIRILIYOR”--
 Sevin Uğural da Kuzey Kıbrıs’ta fuhşun yasadışı ve yasak olduğunu belirterek, fuhşa zorlanan kadınların baskıyla aldatılarak çalıştırıldığını söyledi.
 Araştırmaları kapsamında görüştükleri seks işçisi kadınların kaçakçılık mağduru olmadıklarını, hepsinin de yapacakları işi bilerek geldiklerini söylediklerini belirten Uğural, yasaların sadece seks işçiliğini suç olarak tanımladığını kaydetti.
 Yrd. Doç. Dr. Sevin Uğural, 1974 sonrası fuhşun yasadışı olarak sokaklara çevrildiğini, gece kulübü ve publara odaklandığını belirterek, müşterilerinin orta ve üst düzey kişiler ve casino müşterilerinden oluştuğunu anlattı.
 Bu gibi yerlerin alkol satışından gelir elde ettiğini, ancak konsomatrislerin yasadışı fuhuş yapmasının da önemli bir gelir kaynağı olduğunu belirten Uğural, 1990’larda komünist rejimin çökmesiyle iş arayanların Kıbrıs’a da geldiğini, gece kulüplerinin sayısının da arttığını hatırlattı.

 Uğural, gece kulüplerinde çalışmak için gelen konsomatrislerin hangi yasal prosedürlerden geçtiğini de anlatarak, bu kızlarla yazılı sözleşmeler de yapıldığını, ancak Türkçe olduğu için anlamadan imzaladıklarını belirtti.
 Sevin Uğural, konsomatrislerin dönüş bileti ve pasaportunun artık gece kulübü sahibinde değil poliste durduğunu, bunun olumlu bir gelişme olduğunu ve kızların istediği anda ülkelerine dönebildiğini kaydetti.
 Uğural, araştırmaları sonucu ortaya çıkardıkları “Kuzey Kıbrıs’ta seks işçileri profili” hakkında da bilgiler verdi; burada çalışanların tümünün kadın olduğunu, Moldovya, Ukrayna, Rusya, Romanya ve Belarus’tan geldiklerini, yaşlarının 18-25 arasında ve ortalama yaşlarının 21.5, çoğunun eğitimli, bekâr olduğunu ve Kıbrıs’a gelmeden önce de konsomatrislik yaptıklarını açıkladı. Uğural, kızların daha çok para kazanabilmek için gelmeyi tercih ettiklerini kaydetti.


 Yrd. Doç. Dr. Uğural, bu kızların bazı ajanslar aracılığıyla bulunduğunu, daha önce Kıbrıs’ta çalışan arkadaşlarından bilgi aldıklarını, gelmeden önce gece kulübüyle 3 bin dolarlık sözleşme yapıldığını ve bu paranın çalıştıkça kazandıkları ücretten düşüldüğünü anlattı.
 Kıbrıs’taki kanunlara göre seks işçiliğinin suç olduğunu, ancak gece kulüplerinden vergi alındığını, bir gece kulübündeki konsomatristin başka kulübe geçemediğini ifade eden Uğural, insan, kişi ve göçmen haklarının yeterince korunmadığını, sivil toplum ve yetkililerin ticari seks yapanları mağdur kabul etmesi gerektiğini söyledi.


--FAİZ: “YILLIK CİRO 25 MİLYON DOLAR”--
 Sosyolog Muharrem Faiz de konuşmasında, dünyada 1.5.-2 milyar insanın kaçakçılık mağduru olduğunu, Moldovya’nın köylerinde bekâr kızların yüzde 75’inin yurt dışında çalıştığını bildirdi.
 Moldovyalı kızların en çok gittiği ülkeler arasında “Kıbrıs”ın da yer aldığını, ancak bunun Kuzey mi, Güney mi tespit edemediğini belirten Muharrem Faiz, Kuzey Kıbrıs’ta 43 gece kulübü ve bar bulunduğunu ve buralarda 520 kadın çalıştığını açıkladı.
 Kadınların yüzde 90’ının altı aylık sözleşmelerle çalıştığını, Yrd. Doç. Dr. Sevin Uğural’ın söylediklerinden farklı olarak 6 bin dolarlık sözleşmeyle geldiklerini öğrendiğini belirten Muharrem Faiz, bu kadınların giderken yanlarında 6 bin 500-7 bin dolar götürebildiğini söyledi.
 Faiz, bazı büyük casinoların yüksek rakamlarda oynayan erkek müşterilerine bu kızları hediye ettiğini belirterek, seks işçilerinin yüzde 25’inin kumarla beraber düşünüldüğünü kaydetti.
 “Kuzey Kıbrıs’ta kadınların satılmasından elde edilen ciro yıllık 25 milyon dolardır” diyen Muharrem Faiz, bunun hatırı sayılır bir miktar olduğunu vurguladı. Faiz, mankenlik ajansları veya arkadaşları aracılığıyla gelen kadınların seyahat ücretinin, daha sonra kazandıkları ücretten düşüldüğünü anlattı.


--“ALICILAR ÜZERİNE YOĞUNLAŞMAK DAHA SAĞLIKLI OLUR”--
“Çocuk bakıcısı, yaşlı bakıcısı” gibi ilanlar veren bu ajansların kızları pazarladığını belirten Muharrem Faiz, soruna yaklaşırken alıcılar üzerine yoğunlaşmanın çok daha sağlıklı olacağını vurguladı.


--16 YAŞ ÜSTÜNDEKİ ERKEKLERİN YÜZDE 17’Sİ--
Alıcılar üzerinde bilinç yaratıcı çalışmalar, etik ve insan hakları boyutlarını bilince çıkaracak çabalar gerektiğini anlatan Sosyolog Faiz, yapılan bir araştırmanın sonucuna göre, Kuzey Kıbrıs’ta 16 yaşın üstündeki erkeklerin yüzde 17’sinin düzenli olarak gece kulübüne gittiğinin ortaya çıktığını açıkladı.


Kumar sorunuyla ilgili endişelerini de dile getiren Faiz, hazırlanan tasarıyı incelediğini ve sadece ekonomik bakış açısıyla hazırlandığını gördüğü casinolarla ilgili tasarıda hiçbir sosyal yön göremediğini belirtti. (GÜL/can)       FOTOĞRAFLI

 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 25 Ekim 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
(C)2005 KTIHV. Design by Baba Bilgisayar